yusuf'un im(tih)anı - "aşıkların bAŞKadır yOLu..." - Blogcu



"aşıkların bAŞKadır yOLu..."

1/9/2006 - yusuf'un im(tih)anı

Kategori: METAH_CAKKO

YUSUF’UN İM(tih)ANI

 

                  “Karanlık bir mekânda, mum ışığı altında, biri tiyatro oynar gibi konuşuyordu fısıltıyla:

_ Ben Balthazar!  Melcior (Melkior)-Bab1’de denilmiştir ki: Hiçbir yıldız bildirmeyecek onun doğuşunu, kutsal kitaplara geçmesin diye adı… Ve çarmıhta unutulacak o… Toprak toprağa karışacak, yaprak yaprağa ve toz toza karışacak, töz töze…”

 

Bu sözleri diyenle göz göze geldiğinde Meryem sıçrayarak kalktı rüyasından… O sabah uyandığında, hiç beklenmedik bir anda, her tarafın ağır kar altında kaldığını gördü. Sisli kasabadaki ağaçların, derin sessiz bir beyazlık içerisinde öldüğünü gördü.

 

Göz ucuyla içeridekileri yoklayıp siyah şalını omzuna alarak hızla çıktı evden… Uçsuz bucaksız karda bata çıka yürürken, koskoca bembeyaz bir sayfada, küçücük simsiyah bir nokta gibi görünüyordu. Doğuya doğru yürüyordu…

 

Zaman zaman ailesinden ayrılarak çekildiği o kutsal yere ulaştığında akşam çoktan çökmüştü. Şamdandaki mumları yaktı. Şalını ve başörtüsünü çıkartınca boynunun ensesine yakın bir yerinde lal pembesi bir ben gözüktü. Ocağa attığı çalı çırpıyı tutuştururken bir yandan da gördüğü rüyayı düşünüyordu.

 

Bir zaman sonra ısınmanın da verdiği rahatlıkla gevşeyip uyuklamaya başladığı bir anda duvarda gördüğü bir gölgeyle ürperdi ve tüyleri diken diken oldu. Hemen başörtüsüne uzandı ve kendisine çeki düzen vermeye çalıştı. Bir yandan da etrafına bakınıyor ve gölgenin sahibini görmeye çalışıyordu. Onu bu derece ürküten gölge değildi zaten, gölgenin sahibinin ortada olmamasıydı.

 

Sonra kavurucu çölde, buz gibi bir pınarın dupduru şırıldamasını andıran bir şey duydu. Müziği andırıyordu duyduğu ama anlamlandırıyordu.

 

_Korkma, dedi gölge ve sonra o gölgenin hemen önünde boylu poslu, parlak yüzlü, güzel bir genç beliriverdi. Meryem bir kere daha irkildi. Ve kekeleyerek konuşmaya çalıştı:

 

_Senden, o kuşatıcı bağışlama ve esirgeme sahibine sığınırım. Eğer O’nu tanıyor ve hakkıyla biliyorsan benden uzak dur, git buradan.

 

_Ben yalnızca bir elçiyim sana Rabbinden gelen… Sana O’ndan, arı duru bir oğlan çocuğu armağan edileceğinin müjdesini duyurmak üzere buraya yollandım sadece.

 

Meryem yine hayretler içerisinde kaldı. Çünkü ağzı kıpırdamadığı halde onu duyabiliyordu. Hem yine şaşırtıcı bir biçimde içerisi ılık bahar günlerinin ısısına ulaşmıştı. Bunları duyunca biraz olsun rahatlayan Meryem, yüzü kızararak yanıtladı onu:

 

_ Ben henüz nikâhlanmadım ve namussuz bir kadın da değilim ki benim gizli bir ilişkim olsun. Bana nikâhla hiçbir insan dokunmamışken ve Yusuf da dâhil hiçbir erkeğin eli bile değmemişken benim nasıl çocuğum olacak!

 

_Doğru söyledin. Ama Rabbin diyor ki: “Bu benim için kolaydır. Biz onu insanlar için katımızdan bir belirti ve aydınlatıcı bir bağış kılacağız. Ki bu önceden tarafımızdan karara bağlanmış bir şeydir ve olacaktır.”

 

Ey Meryem! Gebeliğin süresince de burada kal, hazırlıklarını tamamlayasın diye sana zaman verilecektir, dedi ve sonra kayboluverdi.

 

Meryem, sabah kasabaya dönüp olanları Yusuf’a anlattığında, Yusuf’un gözlerinden kısa bir an geçen şimşek bulutlarını fark etti. Bunun üzerine yüreğine düşen ateşle sordu Meryem:

 

_Yusuf! Bana inanıyorsun değil mi?

 

Yusuf’un cevabı Meryem’in yüreğindeki ateşi yangına çevirmeye yetmişti:

 

_Sana değil ama Allah’a inanıyorum ben!

 

Metah ÇAKKO

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2006-10-02 21:25:54 - Kime göre neye göre...

Yazan meth
öncelikle eleştirel yaklaşımlarınız için teşekkür ederim.

açıklamaya çalışayım: "an" denilen zaman dilimi sizin de belirttiğiniz üzere zaten kısadır. Evet ama kime göre? Örneğin bir-kaç günlük ömrü olan kelebekler için bir ay ne kadar da uzundur değil mi? Veya 100 yıl, insan ömrü için uzun sayılırken devletler taihinde veya dünyamızın yaşına göre oldukça kısa sayılır. Kaldı ki bütün bunlar (zaman ve mekan duyguları) bizim içindir ve sonludur. Anlatabildiysem ne mutlu...

Gelelim zorlama dediğiniz yere, kabul etmeliyim ki kimi yazılarımın kimi yerleri beni de aşarak kulağıma seslendirilir. (örneğin "sahibime ah" yazısı... ilham bu olsa gerek, bir de onu okuyun, ona da zorlama derseniz başka bir yorum yazacağım) ben de onların söyleniş büyüsünü bozmam. Ama kendimden kaynaklananları yıkar yeniden yaparım, bozar düzerim.

Son olarak baş örtüsü yorumumun yanlış anlaşıldığı düşüncesinde olduğumu belirtirken, namusun yine de bez parçalarında olduğunu ve bunların dinsel gerekçelerle yapılması gerekmediğini de eklemek isterim. Zİra hepimiz toplum içerisinde (en azından) iç çamaşırı büyüklüğündeki bir bez parçası taşıma ihtiyacı hissetmez miyiz? İşte bu ihtiyacı kimileri daha fazla örtünerek giderir. Bunun dinle de pek alakası yoktur aslında, namusla hiç yoktur. Sadece toplumsal öğretiler ve geleneksel alışkanlıklar söz konusudur çoğu için. Yoksa elbette başörtüsü bir mihenk taşı sayılmaz.
esenlikle ve şenlikle...
not: bu "bir dost" öncekilerle aynı "bir dost" mu yoksa yeni "bir dost" mu? ya da müdür müdür müdür? :)
Bağlantı

2006-10-01 14:11:51 - iffet nire başörtüsü nire

Yazan bir dost
''...yusufun gözlerinden KISA BİR AN GEÇEN şimşek bulutlarını farketti...''
sayın cakko bey,AN dediğimiz sözcük zaten çok kısa bir zaman dilimini işaret eder,yani bir an diye yazdığımızda bunun kısa bir zaman parçası olduğunu biliriz.bilmem yanılıyor muyum...yer yer çok ışıltılı cümleleriniz olsa da genelde sorunlu bir diliniz olduğu kanaatindeyim...''ılık bahar günlerinin ısısına ulaşmıştı...'cümlesi zorlama duruyor..daha böyle çok pürüzler söz konusu..başka bir zaman bunları size uzun uzun yazmayı düşünüyorum....

içerikle ilgili bir noktaya da itirazım olacak...bir yoruma verdiğiniz cevapla ilgili,
güya meryem ilk korktuğunda başörtüsüne uzanmış ve bu durum tam da onu meryem yapan hususmuş...yani burda başörtüsü bir iffet ikonu olarak görülüyor...gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz..bir metre kumaş sahiden de iffetin remzi olabilir mi...çok acı sözlerimi bu defa kendime saklıyorum...yine başka
bir zamana erteleyelim söyleyeceklerimi...

sevgiler...
Bağlantı

2006-09-14 22:11:55 - teşekkür

Yazan meth
teşekkür ederim, abartmışsınız! :)
Bağlantı

2006-09-08 03:00:57 - Mistik....

Yazan kevserbanu
Yazıyı okurken Leonardo da Vinci-nin Müjde isimli tablosunu anımsadım. Konusunu Yeni Ahit-de Luke 1:26-38 numaralı bölümden alan resim,melekle karşılaşma anının sembolik tasvirini konu ediyor.

15. yy.da yaşamış olan Fra Roberto Caracciolo da Lecce, müjde anı içerisinde Hz. Meryem-e beş tane ruhsal durum yüklemiştir.

1- Conturbatio (Endişe): O sorun yaşıyordur.
2- Cogitatio (Düşünme): Meryem Cebrail-in selamlamasının ne anlama geldiğini düşünür.
3- Interrogatio (Tahkikat): Nasıl gebe kalacağını düşünür.
4-Humiliatio (Sunuş): Tanrının vekilini gözlemler.
5- Meritaito (Erdem): Melek ondan uzaklaşır.

Bu sınıflandırma Leonardo-nun Müjde adlı resmini yapmasından yirmi yıl sonra gerçekleştirilmiş olmasına karşın, sanatçının yaşadığı dönem içinde bu sınıflandırmadan haberdar olması da mümkündür. Sanat tarihçisi Michael Baxandall, 15.yy. resim üzerine yaptığı araştırmalardan yola çıkarak, aynı dönem içinde kurgulanan müjde resimlerinin çoğunlukla endişe veya düşünme anını betimlediğini savunur. Hz.Meryem-in beş farklı ruhsal durumundan bahsedilen sınıflandırma içerisinde Leonardo birinci kategoride olan, endişe anını resmetmeyi tercih etmiştir.

Yorumları okurken "Floransa' da da böyle düşünülmüş" diye buraya not düşmek istedim :)

Paylaştığınız için teşekkürler bu akıcı yazıyı. Başlığı çok beğendim...Selamlar.




Düzenleyen kevserbanu gün: 8/9/2006 saat: 10:40
Bağlantı

2006-09-06 18:12:27 - meryem, meryem, meryem...sonsuz...

Yazan zarif_coban
bir tek aşk güldürdü yüzümü, yalama yapmışken acıya kalbim... mavinin sonsuzluğunda ve varlığında koşar adım gitmeye çalışan hayatın...ah minel aşk..."kimsesizliğin uzun ince ve hassas mı hassas parmakları... -kamil doruk- " meryem gibi demiş ya h.tuğba bu yazısında...
aşk yani...aşk...sonsuz...
göremiyorum ama efsunkar olmalı bakışları...
Bağlantı

2006-09-02 14:59:03 - duru meryem

Yazan meth
öncelikle ilginize teşekkürler...
1-"duru" ile "şırıltı"yı neden bağdaştıramadınız anlaamadım doğrusu... Biri "görme" diğeri "işitme" le ilgili oysa.. Şöyle de denebilirdi: tertemiz suyun şırıltısı ya da duru bir suyun sesi... Temiz olan insan şarkı söyleyemez mi? onun gibi işte...
2-Biz olsak korunacak bir şey ararız evet, haklısınız. Ama o, korunacak bir şeyden önce başörtüsünü aradığı için MERYEMdir. Çünkü o, Rabbine tam tevekkül etmiş biriydi ve en eminin O olduğunu biliyordu. Sopadan ziyade O'na sığınmıştı. :)
iyi günler..
Bağlantı

2006-09-02 02:24:13 - güzel

Yazan incimercan
üslüp çok hoşuma gitti..
akıcı..yormuyor..mistik bir hava var.gizemine çekiyor kendini.

bunun haricinde iki şey dikkatimi celbetti.
1.dupduru suyun şırıltısı.Duru suyun şırıltısı olur mu ya da olabilir mi?Olursa nasıl olur?
2.Meryem'in gölgeyi gördüğünde başörtüsüne sarılması.Acaba panik anında kişi napar?Önce başörtüsüne mi sarılır yoksa kendini koruyacak bir alet mi arar?
Tartışmaya açıktır.
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

bAŞKayOL

************ EDEBİYAT DERGİSİ ve TASAVVUF SEÇKİSİ ************ "Aşıkların bAŞKadır yOLu..." ********************************

SON YORUMLAR

Teşekkürler
SİPARİŞ FOTOĞRAF
yanlızdım o akşam
Tebrik
...
...
...
AHMET KOÇAK
AHMET KOÇAK
...

İÇİMDEKİLER

KAPAK
ÖZ
GÖÇENLER
ELMEK
aYKıRı
bAŞKasANAt
sim(EREN)ya

AHİYAN

KOMŞULAR

derin
hamitakcay
ibnarabi
sufikalbi
huznumsel
eroman
adigebatur
ivriz
ergenc
Ahmet KOÇAK
ereglim
mutlusuz
stillhappy
kevserbanu
turabi
orkunintifada
thelosthighway
fakiramagururlu
sirazelogos
oguzhangencer
incimercan
turgutuyar
tulipanigra
eslemnokta
genocide


www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al