tutunamayanlar - "aşıkların bAŞKadır yOLu..." - Blogcu



"aşıkların bAŞKadır yOLu..."

1/12/2006 - tutunamayanlar

Kategori: AHMET_KOCAK

 

TUTUNANLAR! KENDİNİZE GELİN; BU KİTABI OKUMAYIN!
TUTUNAMAYANLAR! BU KİTABI OKUYUN; KENDİNİZE GELİN!

Tutunanlar, pahalı oluşu ve sayfa sayısının çokluğu sebebiyle zaten bu kitabı okumayacaklardır. Ama ben, kendi isimlerinin verildiği bu romanı okuyacak olan “Tutunamayanlar”a sesleniyorum. Simurg gibi kendinize dönmek istiyorsanız, bu romanı (romanınızı) okuyun. Çünkü siz aynaya baktığınızda yalnızca ve mutlaka kendinizi görürsünüz.

Dikkat! Bu bir tükeniş destanıdır.

Bir gazeteciye gönderilen bir paket ve içinden çıkan garip bir mektupla beraber roman ya da taslağı… Bir tren yolculuğunda tanıştığı Turgut Özben’ in mektubu uyarınca, romanın içinde ismi geçenlerle görüşmeler yapar gazeteci… Yayınevinin kısa notundan sonra, Turgut Özben’ in yolladığı roman bölümü başlar.

Turgut Özben’ in romanı, eski arkadaşı Selim Işık’ın intihar ederek ölmesiyle başlıyor. Selim’in geride bıraktığı mektup Turgut’ u çok etkiler. Bu tür bir başlangıç, H. Nihal Atsız’ ın “Ruh Adam” isimli kitabında da vardır; kahraman, “Oyun bitti; beklemeye lüzum görmüyorum!” şeklinde bir not bırakarak intihar eden arkadaşının ölümünü kabullenemez. O kadar ki, duvarda asılı bir resimde odaklaşan birtakım garip ve fizikötesi olaylar yaşar. Turgut Özben de buna benzer bir ruh durumunda, hayattayken Selim’ i yeterince anlayamadığını ve değer veremediğini düşünerek, bir çeşit vicdan azabıyla Selim’ in tanıdığı insanlarla görüşür. Maksadı Selim’ in duygu ve düşüncelerine ulaşmaya çalışmaktır. Yani “Selimleşmek”tir. Ian Dallas (Abdülkadir es-Sûfi)’nin “Gariplerin Kitabı” isimli romanında bu durum görülmektedir. Eski görevlinin kaybolması üzerine kütüphane görevlisi atanan kahramanın gizem dolu öyküsü de buna benzer. Ayrıca Turgut Özben gazeteciye gönderdiği mektubunda “kendisinin kaybolmuş biri olduğunu” söylemesi de buna paraleldir.

Turgut Özben, “Selimleşme”ye çalışırken, modern hayatın ve teknolojinin kurulu düzenine ait kurum ve kuruluşların da irdeleme ve eleştirmeyi ihmal etmez. Çünkü Selim’i intihara sürükleyen duygu durumlarının oluşumunda, bu kurumların büyük payı vardır. Hayatı anlamlandırmak kaygısıyla dolu bir anarşistin (anarşist kelimesi için zahmet edip sözlüğe bakınız lütfen! Bakmıyor musunuz? O halde ben yazayım: “İnsanın ortaya koyduğu, her türlü kuram ve kuruluşun düzenini reddeden…”) adım adım tükenişinin öyküsüdür adeta; ya da sonu gelmez bir arayışının…

Turgut, intihar eden arkadaşının yerine geçmeye çalışırken kendisini yavaş yavaş kaybetmiştir. Selim’ i ararken ortaya çıkan bu kaybedişi çevresine hissettirmemeye çalışır. Ancak bunu tam anlamıyla başaramaz ve zaman zaman –kendi deyimiyle- yakalanır.

Turgut Özben, Selim’ in şahsında toplumun ve onun çürüyen, kokuşan yönlerini ironik yaklaşımla ortaya serer. Sosyolojik bir mahiyette ele alınan konular, bilinç akışı şeklinde romana yansır. Öyle ki, kimi yerlerde Turgut’un “Selimleşme” çabası, Türkiye’ nin batılılaşma macerasıyla özdeşleşir. Selim’i intihar uçurumuna sürüklenmesiyle, toplumumuzun kültürel çözülüşü arasında da bir benzerlik göze çarpar.

Turgut Özben’ in romanında anlattığı Selim’in hikayesiyle, Shakespeare’ in “Hamlet”i arasında bir paralellik görülür. İkisinin de trajedi olması dışında; Turgut’ un “Olric” gibi içsel yaşamının görünmez kahramanıyla yola çıkması ve bu yolculuğa Selim’ in mektubunun sebep olmasıyla, Hamlet’ in ölen babasının hayaletinin sözleriyle hareket etmesi de dikkate değer bir benzerliktir. Ayrıca romanda geçen Süleyman Kargı isimli şahsın Shakespear’ la benzerliği (Kargı: mızrak= Shake-Spare: sarsan mızrak) ve Turgut Özben’ in “Olric”iyle, Hamlet’in “Osric”i bu yönde ipucudur.

Selim’in kokuşmuş toplumun “diyet”i olarak intihar etmesi, halkı için çarmıha gerilen Hz. İsa’ya benzetilmiştir. Bu benzetiş Cengiz Aytmatov’ un “Dişi Kurdun Rüyaları”ndaki kahramanda da mevcuttur. Reformist düşüncelerinden dolayı kiliseden atılan eski bir rahip, kendini orta Asya bozkırlarında uyuşturucu ve çetesiyle mücadele eden bir mesih olarak bulur. Mücadelesindeki bu benzerlik, kimi pasajlarda kahramanın ağzından açıkça belirtilir.

Turgut, çıktığı bu arayış yolculuklarının birinde bir gazeteciyle tanışır ve trenden inmeden önce adresini alır. İşte bu anda hemen başa dönersiniz ve romanın ilk ana başlığı olan “Sonun Başlangıcı” bir kere daha karşınıza çıkar. Mevlânâ’nın “iç içe ayna” ya da “ayna içinde ayna” örneği gibi…

Selim’ in hikayesinin sonu (intiharı) Turgut’un hikayesinin başlangıcı, Turgut’un hikayesinin sonu (gazeteciyle tanışması) ise gazetecinin hikayesini başlatır. Gazetecinin hikayesinin son bulmasıyla roman ortaya çıkar ki, bu okur için yeni bir başlangıçtır. Bir kısır döngü gibi görünse de, “hikaye içinde hikaye”lerin aynı alay örgüsüyle işlenmesi roman bir bütünlük kazandırır. “Binbir Gece Masalları”nda bu tutum; bir hikaye bitmeden bir başka hikayeye geçmek şeklinde tezahür eder. Bu masallarda bir masalım (bitmeyen) sonu, bir sonrakinin başlangıcını oluşturur. Ancak yeni hikaye, bir öncekiyle aynı olayı işlemez.

 

“Tutunamayanlar”da bu bütünlük; Selim’in hikayesini anlatan Turgut, Turgut’ un hikayesini anlatan bir gazeteci ve gazetecinin hikayesini anlatan bir romanla sağlanır.

“Tutunamayanlar”da “tek bir an” sözkonusudur. Aslında bütün olay, gazetecinin Turgut tarafından gönderilen pakette Selim’in hikayesini anlatan romanı bulmasından ibarettir. Yani gazeteci paketi açtığında roman başlar, okuyup yayın evine verdiğinde biter. Diğer bütün olaylar, bu “kısa zaman”da açılan sonsuz parantezlerdir. “Tutunamayanlar” romanına bir küre dersek, bir başlangıç noktası aynı zamanda bir son olmaktadır. (Aynen Nasreddin Hoca’nın dünyanın merkezini bastığı nokta olarak açıklaması gibi…) Çünkü kürede –düzlemsel olarak- sonsuzluk vardır. Kitabın ilk başlığının “Sonun Başlangıcı” olması bundandır.

Romanda genel bir mekan göze çarpmaz. Selim zaten hayatta değildir, Turgut sürekli yolculukta veya neresi olduğu pek belirtilmeyen düşle gerçek arası bir yerdedir. Sanki “bütün olan Turgut’ un düşüncesinde gelişir, somut mekan yoktur” gibi gelir okuyana… Ama üçüncü bir şahsın dilinden anlatılan kimi yerlerde (bu büyük ihtimalle gazetecidir, kendisi “ekleme yapmadım” dese de) Turgut’ la birlikte, bir dış mekanda söz konusudur.

Tarihî belge havası niteliğinde anlatılan bölümlerde, bazen İslam öncesi Türk dili, bazen de Arapça ağırlıklı Osmanlıca kullanılmıştır. Bu bölümlerde, okuyucuya hissettirilmek istenenlere uygun dili kullanılması ustacadır. Bunun gibi bazı yerlerde, anakronizm duyusu uyanır okuyucuda… N. Atsız’ın “Ruh Adam”ında bu anakronizmle birlikte reenkarnasyon da kullanılmıştır.

Peki kimdir bu “Tutunamayan”lar?

Bülent Akyürek’in “İt’in Biri” isimli romanında “Yabik” diye adlandırdığı yaratığı bu romanda –biraz değişik bir fonksiyonda- “tutunamayan” olarak görmekteyiz. Turgut Özben, küçük burjuva olduğu için, Selim Işık tarafından “Tutunamayanlar Ansiklopedisi”ne alınmamıştır bu romanda… Buna ilk başta alınan Turgut, daha sonra Selim’e hak verir. Selimleştikten sonra, kendisi de artık bir “tutunamayan” olmuş vaziyettedir.

Modernizmin yabancılaştırdığı insanlar gibi liberal kaygılarla kapitalist ilişkiler kurmayı beceremeyenlerin ismidir “tutunamayan”… Bu tür ilişkilerle bir yere gelmiş insanlara isyandır bu roman; günlük, küçük ve aptalca telaşları reddeder ve “tutunan”ların kurumsallaştırdığı bu düzene bir türlü uyum sağlayamaz “tutunamayan”… Modernizm adına “insanlık”ı unutturan bu hayat düzenine, onun nimetlerinden vazgeçerek cevap verir “tutunamayan”lar; Selim intihar eder, Turgut sahip olduğu her şeyi geride bırakarak nerede olduğu bilinmeyen bir yere gider.

“Bir gün üç arkadaş” “en uzun hikayeyi kim anlatacak?” diye iddiaya girerler. Birincisi, bir saatlik bir hikaye anlatır. İkincisi iki saatlik bir hikaye anlatır. Üçüncüsünün hikayesi ise şöyledir: “Bir gün üç arkadaş” “en uzun hikayeyi kim anlatacak?” diye iddiaya girerler. Birincisi, bir saatlik bir hikaye anlatır. İkincisi iki saatlik bir hikaye anlatır. Üçüncüsünün hikayesi ise şöyledir: Bir gün üç arkadaş…

“Tutunamayanlar” üçüncü arkadaşın anlattığı üç nokta’dır.

Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız, siz de bir “tutunamayan”sınız büyük bir ihtimalle… Ama kitabı okumanda kesin karar veremezsiniz. Bu romanı okuduğunuzda, yıllarca düşünüp de bir türlü adını koyamadığınız birçok arayışı, tükenişi ve yarım kalmışlığın sonsuzluğunu bulacaksınız:

Kendinizi bulacaksınız, hem de kaybettiğiniz yerde!...

Ahmet KOÇAK

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-08-15 18:49:51 - Anlamak-Anlaşılmak-Anlaşılamamak

Yazan bASKa
"Beni Anlayın" diyen Sevgili Yorumcu,

Evet sanırım siz de bir "Tutunamayan"sınız...Kitabı mutlaka okuyunuz.Liberal veya Kapitalist için "sözlük" anlamına değil çevrenizde "gördük" anlamına bakmanızı salık veririm.Maddi çıkar çevreleri kısaca...Paranın duyguya şey ettiği asırda yaşıyoruz maalesef.İşte bu işte bir yanlışlık var diyenler yalnız kalıyor. ama bu sorun değil bence: "Bu kalabalığın içinde/Yapayalnız hissetmektense.." diye devam eder şarkı... Yalnızsanız bu çağda, duyarlı bir kalbiniz ve duru bir beyniniz var demektir.

Kutlarım..
Bağlantı

2008-08-09 11:17:44 - ben

Yazan BEEEENİİİ ANLAMAYA ÇALİŞİN LÜTFEN
'liberal kaygılarla kapitalist ilişkiler kurmayı beceremeyenlerDİR'demişsiniz 'TUTUNAMAYANLARA'EVET ben de insanlarla iyi ilişki kurmayı beceremem nedenini ben de anlayamadım,anlamaya çalışıyorum.siz kapitalist ilişkiler demişsiniz.TDK SÖZLÜĞÜNDEN BAKTIM AMAAAA liberal kaygı ve kapitalist ilişki ne demek anlayamadım.Benim tabiki de arkadaşlarim var ama sağlam bir arkadaşlık değil bunlar.Dışarıda içine kapanık bir yapım var.AİLEME karşı böyle değil tabiki.Arkadaşlarım arasında küçük düşmekten,benim ile alay etmelerinden korkuyorum.ONLAR GİBİ SOHBAT EDEMİYORUM ONLARIN YAŞAM TARZI AYRI BENİMKİ AYRI NASİL Mİ AÇIK KONUŞMAK GEREKİRSE ONLAR YABANCI MÜZİK DİNLEYİP ŞU ÇOK YAKIŞIKLI ŞU GÜZEL GİBİ SOHBT EDİYORLAR.ARKADAŞLARIM İLE 3 SENE BERABER DİK SON SENE BUNLAR OLDU SIRADA TEK BAŞIMA KALDIM KİMİ ZAMAN AĞLADIM YALNIZLIKTAN YA ONLAR BANA AYAK UYDURACAKTI YA BEN ONLARA ONLAR DAHA KALABALIKLARDI BEN İSE YAPAYALNIZ ONLAR GİBİ OLMAK İSTEMEDİM ONLARIN SOHBETLERİNDE SUSUYORDUM HEP SİZCE BEN DE HAMLET GİBİ MİYİM YA DA TUTUNAMAYANLARDANMİYIM?
Bağlantı

2006-12-09 11:38:35 - okuyana kalmış

Yazan hiç yoktum
ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN SALİH WE SALİHA KARDEŞLER...NUR OLUN......
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

bAŞKayOL

************ EDEBİYAT DERGİSİ ve TASAVVUF SEÇKİSİ ************ "Aşıkların bAŞKadır yOLu..." ********************************

SON YORUMLAR

Teşekkürler
SİPARİŞ FOTOĞRAF
yanlızdım o akşam
Tebrik
...
...
...
AHMET KOÇAK
AHMET KOÇAK
...

İÇİMDEKİLER

KAPAK
ÖZ
GÖÇENLER
ELMEK
aYKıRı
bAŞKasANAt
sim(EREN)ya

AHİYAN

KOMŞULAR

derin
hamitakcay
ibnarabi
sufikalbi
huznumsel
eroman
adigebatur
ivriz
ergenc
Ahmet KOÇAK
ereglim
mutlusuz
stillhappy
kevserbanu
turabi
orkunintifada
thelosthighway
fakiramagururlu
sirazelogos
oguzhangencer
incimercan
turgutuyar
tulipanigra
eslemnokta
genocide


www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al