kut/sayacaksın önce ellerimi nar bahçelerinde meryem’in ellerine eş tane tane
yap-boz tahtasından sileceksin gölgesi bile gereksizleri sonra seveceksin beni faydasız tarih kadar eski ve insanlık gibi geniş
işte sevgilim sırf bu yüzden bir kaç isa daha doğuracağım hurmanın dibinde babasız çarmıha uzak yalnızlığa kardeş
bit yeniği ararken başaklarda gelincikleri ezecek ayakların her darbe siperler kazacak iki duvar arası kehanetin kara bulutlarına bedel yollara dökülmüş her çarmıh çivisi serencama kanlı uçurumlar seçecek
kapılar göründüğünde kuzeyden kentin açlığı betona dayayacak ağzını emecek karanlığı caddelerinden katran karası bir kavme yataklık hangi rüyanın işi tanıdık değil bu yatakta görülen her düş
ah siyam kedilerinin parlak gözleri bakın bakalım dölyatağınızda kaç fare var didikleyip duran isteksiz içinizi birden flüt sesine terk edecekler kenti kurtulup kesenizdeki göbek bağınızdan
yüzler daha kaç deri, insanlık kaç model eskitecek hizaya girmeli kent kabuk değiştirmeli dünya yoksa bir vurgun yaşanacak fasılasız aşkların yok olup neslin aşina olmadığı yerde
Siirde isevilik bir cok sair arkadasin basvurdugu bir yol oluyor,bu meseleyi idrak noktasinda kendimizi cita olarak Sezai Karakoc ve Ismet Ozel'i alabiliriz,siirlerine isevi ogeler gorebilecegimiz bu ustadlar bize klavuz olacaktir.....haddim olmayarak siiri begendigimi soyleyebilirim;su alacali bulacali hadiesnin disinda temiz bir siir tadi birakti dimagimda..eyvallah,eyvallah....