|

çürük elma
"Dünyadaki her şey sahte olduğundan ölüm tek samimiyettir"
İsimsiz Bir Samuray
(Yamamoto?)
Ölümün samimiyetini, doğallığını düşündükçe "hayat"ımı üstüne kurduğum tahta iskele sallanıveriyor. Aynaya bakmaya korkuyorum, sunî tepkilerimi görmek istemiyorum.
Parmağıma kızgın yağ sıçradığında hissediyorum sıcağı ve ancak kar yağarken minibüs sırasında isem üşüyorum. Camekân, ekran... Ben cama bakıyorum, o bana! Ben ekrana bakıyorum, o bana! Cam karardığında kendimi görebiliyorum, yalnız karalara yansıyorum, korkuyorum...
Kazak giymeden geçiriyorum kışlarımı ve yazın klima üfürüğünden şifa bekliyorum. Grip aşısı çıktı çıkalı doyasıya hapşırdığımı hatırlamıyorum.
Ateşte pişirilen ekmeklerin yerine mikrodalgada ısıtılan hazır pizzalar var masamda. Annem artık sütçüden almıyor sütü, pastörize ve sağlıklı süt alıyoruz, yoğurdu da kendi yapmıyor, yiyemiyoruz...
Deterjan kokmadıkça temiz olduğumu hissetmiyorum, kolonyalanıyorum durmadan. Kendimi kendimden arındırmaya çalışıyorum, ne fayda...
Yaşamıyorum da seyrediyorum sanki, ön sıradalarda değilim, balkonda, güvenli bir yerdeyim.
Krem sürüyorum yüzüme ve yaşlanmaktan çekiniyorum.
Yaşlılığı "ölüme adanmak" diye tanımlar Papini Üstad. Yaşlanmak; doğallığa biraz daha yaklaşmak. Öyleyse neden bu kırışık korkusu? Ölüme adanmaktan neden korkuyorum?
Bir kerecik hapşırsam, birileri bana "çok yaşa" demese, sona erse bu sahtelik... Bir sade kıyafetle yayılsam ve karışsam toprağa...
Bir elma olmak istiyorum şimdi, bir elma bedenine girmek, ağaç dalında sallanmak ve zamanı gelince düşüvermek, çürümek istiyorum, çekirdeğime kadar çürümek, sonra tekrar ağaca dönüşmek...
Biraz olsun doğal olmak istiyorum!
Aysun Yollardagezer
|